|
Bir martı kanadında... Ve ben denizin en koyusunda hüznün içinde dalgalar arasında,suskunum... Yüreğim suskun... Herşey sessiz ve yokmuş gibi... Yokmuşum gibi... Hissedemiyorum sensizliği nefes alamıyorum... Bir şey geliyor boğazıma; Yutkunamıyorum... Durgunlaştım... Sebebi yok sensiz olan hiçbirşeyin sebebi olmadığı gibi bununda bir sebebi yok... Yaşayamadık ki biz, olmadı yarım kalan hikayeler öylece kalakaldı... Bitiyor cümleler ve artık sonuna geliyor zaman yavaş yavaş... Yaşadığım heran ve ben artık sonundayım bu hayatın... Sonu gelmekte hüznüm bu sevdanın... Sen bir hüzün kuşu ben bir sevda yolcusu... "GiDiYoRuM GiTMeLiYiM"..
Sabah ayazı dokunur Gül yaprağına Bu ayrılıkta bana dokunur, gitme Sevgi bağına Baykuşları tünetme Allah'ını seversen gitme En büyük aşk imkansız olanmış En büyük aşk, yalanmış derim gidersen,gitme Sabah ayazı dokunur gül yaprağına Bu yüzden dağları sis kaplar Ve bu yüzden çiçekler büyümez Açmaz tomurcuklar Bak yalvarıyorum gitme Allah'ını sever sen gitme Beni buralarda perişan etme Alışamam gidişine Teninin kokusu u özlerim Yüreğim bir kurşun gibi ağırlaşır Şarkılar yaralar Şiirler öldürür beni gitme Beklemek ölümden ötedir Bilmezsin sen gitme İstersen çay koymayı unut, kızmam Gözlerinde içerim kahvemi Yakma sobayı,sinemde ısıtırım seni Daha önce ricada bulunmadım kimseye Ama sana yalvarıyorum gitme Yüreğim ökseye tutulmuş Çırpınan yaralı bir kuş Ben saksıda kuruyan çiçek Gidersen bu can ölecek gitme Allah'ını seversen gitme .........ÖLÜRÜM HASRETİNLE.......
Bir adım öteye geçemediğimiz uzaklarda,umitlerin umitsizliğinde bağrımıza ateş düşürüp sinemizi yakan,çaresizlikti bizi bağlayan Gecikmiş zamanın çaldığı saatte,Bütün özlemlerin buluştuğu yerde Yol gösteren sessiz rüzgarlarda savrulduk.Bir imkansızlığın öyküsü yaşadığımız..Yağmurların bile eskitemediği yanık bir türkü,bir armağandır bu aşk erişirken sabaha gecem.Sonsuzluğa açtı bendeki sen her bakışta görünenden fazla işledin yüreğime
oysa sadece seyirci kalacakmışım ellerine Yakıp kavuracakmış hasret günden güne Günümü ay ederek bekleyecekmişim Bir gün ansizın gelirsin diye
Uzaklarda ve bir okadar yakınlarda Bir yüz görümlüğü sen için sevdim. Güzel bir rüyaymış farzet..gözlerindeki ben gibi sakla yüreğimi..ÖZLERKEN SENİ SAKLARIM ÖZLEMLERİMİDE YÜREĞİMİ SAKLADIĞIM GİBİ...
mevsim sonbahar
yağmur yağıyor buralarda
en acı hüzünlerle dolu gözlerimle
yollara bakıyorum
yüreğimden yüreğine giden yollara
gün yine efkar günü
dalıp umutlarımı
gizlediğim kaldırımlara
yine gülden kırmızı
senli hayallerdeyim
aklımdan çıkmıyor gülüşlerin
gözlerimden gözlerini kaçırışın
ve aslında herşeyi söyleyişin
bak ordasın işte oracıkta
aynı yerde duruyorsun..
hiç değişmedi yerin
ne rüzgarlar esip savurduda
yüreğimin kıyılarını.
hiç bir rüzgar körükleyemedi
sana olan sevdamı..
ben hala mahkum gözlerinde
ben yine aynı sevdalı Yağmurlarını da biliriz,rüzgarlarını da kılıç keskinliğinde... Dilini de biliriz,yumuşacık... Yüerğini de biliriz sıcacık... Ağlamalarına şait olmuşsuzdur karanlık köşe başlarında yalnız... Haykırışları gönlümüze saplanmıştır arada, en acımazızları gibi okların... Şarkılarını da biliriz en hazin makamlardan söküp aldığı... Sevdalarını da okumuşluğumuz vardır yakılası dizelerinde... Gülüşümüz de olmuştur arada toz pembe... Bir serçeliğini bilmezdik,saçak altlarına sığınmış sağnaklardan kaçışan... Bir de mahkumiyetini çalanları bilmezdik satır aralarından... Bir bildiğimiz vardır,yiğitlikse yiğit,savaş ise savaş,dostluk ise dostlukta vardır...Yarım yamalat değil,var ise tam vardır.kanadı kırık kuşlar gibiyim özgürlüğüm olan göglere gidiyorum....KUŞUNNN YOK OLUYORR.. Bir avuç güneşinle karanlıklarımı ezmeyeceksen; bırak dilinde ıslanacak son dua, gözbebeklerinde akan son damla olup toprağa ben sarılayım. Ben ellerimi uzattım yüreğine; nefesinden ya yokluğunu yolla yalnızlığa sarılayım ya da gözlerini yolla delice yüreğine soluyayım.. Karanlıklarıma yokluğunun hançerinin düşmesine izin verme,gözlerinde saklı bir avuç güneşle gel.. PUSU DURAN ELLERİNE SANA AGLARIM YALNIZLIK GELİR YA BENDE KALIR TUTSAKLIGIN...BİDE GİDERKEN YÜZÜNÜN GİDERKEN ISLAKLIGI Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte geceden yarım kalan hayalinle farklı bir boyuttayım, yarı uyanık yarı uykulu....baktığım her köşede gördüğüm her nesnede, tutuklanıyorum............ kahverengi gözlerinle
Yine kilitlendi yüreğim, aklımda kalan en son halinle kalbime bin çeşit renkle, nakış nakış işlediğim senle güneşin rengiyle sevgimi umudun mavisiyle umudumu süslercesine
Rüzgar ve fırtına arasındaki fark gibi yaşıyorsun içimde..... küçük bir çocuğun gözyaşları gibi mavi mavi pınarlar gözlerimde ne kadarda çok yağmurlar yağıyor yüreğime
Dünyanın en zor bulmacasını çözercesine........ süzülüyorsun titreyen kalbime yeryüzüyle, gökyüzünün büyük sevdası gibi.... bir gülün masum ve temiz aşkı gibi....
Bir hazan yaprağı gibiyim soluduğum her nefeste sen söküp atıp vazgeçilmişlikleri çığlık çığlığa haykırmak istediğim inatla dillerimin sessizliğine
Seviyorum seni......
bir başka kaçıyorum geceden.. gözü yaşlı yüreğimde isimsiz bir sancı dolanmakta tenim yangın yeri bir başka saklanıyorum geceden ay düşende ben gözlerine hükümlü bir başka korkuyorum geceden çaresiz içine eriyorum sensizlik acımıyor bana.. bir yanım yavaş yavaş ölmekte hüzün yağmurları altında ıslanmayı sevdik biz içimizde bölük hasretimizle gecelerimiz öksüz ayışığına yetim sisli sabahlarda mavilere giden yolları karşı pencerelerden seyretmeyi sevdik biz iki büklüm sevdamızla acıların kıyılarında oturmayı sevdik biz çocuk düşlerimizle
Yine nefessiz kaldigin bir ortami anlatiyorsun.Anlatiyorsun ama bizide nefessiz birakiyorsun.Ayni hüznü yasadim su an.Birde Umut ve onun dönüsünden bahsetsen diyorum..
Sevda yanığı gönlüm gidişinle beni karanlıklara gömerken sen başka sevgilerde yeşermektesin başka hava soluyorsun bensiz bense nefessiz yaşıyorum bu koskoca şehirde her sabah aynı kabusa uyanıyor gözlerim güller soluyor icimde yokluğun hoyrat bir ruzgar sensizliğimin sokaklarında bir elveda ile ayrıldı ellerimiz yetiremedik sevdamızı ayrı düştü yollarımız
''ahın kaldı sevda yanığı gönlümde SEN CENNETİM''
gökyüzü ağlıyor ben ağlıyordum o gece sana değil hayallerine akar gözyaşlarım silmesende olur... gözyaşımı yağmurlarda gizledim ne olur gelme.... terk etme beni acıya taşımaz yüreğim baharlar ertesi senden kalan bir hicran yarasına daha ne olur gelme sevme beni bir daha bir sevda var yüreğimde git diyor.... uzansamda dokunamadığım.... ayaza kesmiş sevdalar çıkar dokunsamda saramadığım... gidememm... yok sığınağım... sarılamam yabancı sevdalara.... sen sandığım..... DENİZ YILDIZLAR VE BEN BEKLİYORUZ...... Hep ertelenen bir an, hiç yaşanmamaya mahkumdur. Düşlerin bekleyişini yalnızca bir hüsran karşılayacaktır. Mevsimleri sayarsak, ömür baharsız tükenir gider. Sevdiğinizi bulmak ya da bulduğumuzu sevmek tercihi en zor olan iki seçenektir bu sınavda...Boşuna akan ırmaklar mı var yüreğimizde, sebepsiz mi coşkun bir denizde maviye hasretliğimiz? Ufukta görünen o ki, mutluluk tek kişiliktir aslında.Karşımızdakinin çabasına ihtiyacı yoktur mutluluğun.Aşkın da sevdiğin kadar büyüktür, sevdiğin sürece meydan okur dünyaya.Hasretle beklenen gelmez hiçbir zaman, o hasreti yalnız tüketirsin. Karşılık bulmuyorsa sevda, umut değil, kendini hükümdar sanan köleler üretir, dönemezsin. ama boşa geçmemiştir dolan vakit. Heba olan şiirlerin de değildir. Türkülerin diliyle yas tuttuğun geceler, sırdaşlığını hiç terk etmez.Kıymetini bilmediğin kır çiçekleri yeniden açar, o gül solarken.Ayrılanlar yıllar geçse de üstünden, hep aynı acıyı çeker.Ama yollar hiç bitmez. Sonuna geldiğin, zannettiğin yerler birer duraktır aslında. Ve sen yolculuğunu gönüllü olarak bitirmişsindir o durakta. Güneş hep geç kalırmış gibi gelir, sen bir havada mevsimlecaktır belki.Hep bir umutla beklenirken sevda habercisi, yüreğini teselli etmek de sana düşer. Her şeye rağmen ürkütmesin seni bu sevdanın ateşi. Her yangın önce başladığı yeri yakar. Sana küçük kendime büyük gelen yüreğimde, yıllar geçse de senin adın yazar.
Ve bil ki sevdiğim, uslanmaz ruhum yaşadıkça seni sever, seni sevdikçe yaşar... ansızın bir gece vakti sokak lambasının donuk ışığı altında yüreğime mavileri açanım yenik düşmüş benliğimle masumane gözlerine sürgün olduğum gözlerinde ayışığını bulduğum, karanlığımı örten beni göğsüne çekenim
hani aynı yolun yolcusuyuz diyerek kollarımdan tutmuştun ya hani sıcak bir yağmur gibi üzerime yağmıştın. siyahi bulutlara aldırış etmeden başucumda yıldızım olmuştun ellerinde aşkın incileri avuçalarıma düşmüştün ya bir sevda filizlenmişti yüreğimde rüzgarın esintisinde sen vardın düşüncelerim seninle süsleniyor kalbim senin için çarpıyordu gece suskunluğunu bozmuş seninle büyüleniyor seni yaşıyordu sanki hep seni beklemiştim bu şehirde geleceğini bilir gibi ama içimde bir korku vardi sebebini bilmediğim, her ne pahasına olsun yaşanacaktı bu sevgi sonunda ayrılık bile olsa ...yaşanmanlıydı! .......
tıpkı gelişin gibi ansızın oldu gidişin belkide
hiç uzanamamıştım sevgine şimdi gökyüzünde kaldı gözlerin başım yükseklerde hep sana bakacağım,
seni hep içimde saklayacağım seni bende yaşatacağım
gözyasım mavidir benim.. yarın hatırlama beni...
haftaya da...
yıllar sonra hatırla
arkana bakmadan cekip gittiğini
boynumun büküklüğünü
ve oynadığımız oyunları
içinde ihanet olmayan oyunlarımızı
kahrol!...
ya da hayır
acı cekme sen...
istemem...
senin tırnagın kırılsa,
benim kalbim sökülür yerinden sen göremezsin gözlerimdeki yasları...
acılarımı göremediğin gibi
mavidir benim göz yasım
tıpkı gökyüzü gibi...
Karsimdasin iste... Bana bakmasan da oradasin, görüyorum seni. Ah benim sevdasinda bencil, yüreginde saglam sevdigim. Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbasi oldu yüregim. Tikandigim o an, Elimi nereye koyacagimi sasirdigim o an iste, Aklimdan o kadar çok sey geçti ki takip edemedim. Ellerim boslukta, ben darda kaldim. Ellerim buz gibi, ben harda kaldim. Bir senfoni vardi kulagimda çalinan, bitti artik hepsi...
Köseme çekildim, hani hep kaldigim köseme. Bakis açim belli oldu yine. Geride kalan, ardindan bakar gidenlerin. Bir meltem olacak rüzgarim dahi kalmadi benim. Daglara çarptim her esisimde. Yollara küfrettim her gidisinde.
Demistim sana hatirlarsan: Önemli olan zamana birakmak degil, zamanla birakmamak tir.. Simdi bana, geçen o zamanin Unutulmaz sancisi kalir
Gittigim eger bensem, söyle bana kimden gittim? Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...
Seni öyle sevmişim ki kendimi kaybetmişim. Her şeyimi senin için hiçe saymışım. Bu nasıl olur.? Nasıl bir başkasını kendinden daha fazla sevebilir insan? Bunu anlamıyorum şu an. Gözlerinde kendimi görüyorum., rüyalarımda seni. Artık yoksun yanımda. Ben var mıyım hayatta ? Varım, bedenim yaşamaya devam ediyor. Çünkü henüz ölmedim, ama bir sor gerçekten yaşıyor muyum diye. Gerçeği bir sor. Var olmak ne demek. ? Sadece bana kalmış yaşam kalıntıları mı ? Yoksa senin de içinde olduğun bir bütünlük mü? Sensiz hiçbir şeyin anlamı yok. Sen vardın da anlamı vardı. Sen bendin. Ben ise sen. Senle biz elmanın iki yarısı değildik. Elmanın ilk yarısıydık. Diğer yarısı hiç umurumda değildi.
Gülüşün..... Beni öldüren ve can veren gülüşün. Her şeye değerdi. Güneş kadar aydınlık, Şaşal su kadar saf. Sen neydin? Hala çözemedim. Ayrılık sebebini bile bilmiyorum. Ama sen neydin.? Gündüzüme güneş, karanlık geceme dolunay olmuştun. Gözlerim kapalı yürüyordum sen yanımda yokken bile. Ya şimdi.... Güneşin kendisi bile aydınlatamıyor yolumu. Halbuki güneşi kendime enerji kaynağı bilirdim. Şimdi güneş "benim yapacak bir şeyim kalmadı artık" diyor. Ay bile bana bakmıyor artık. Geceme ışık olmuyor.
Tek yapabildiğim içip içip sızmak. O zaman bana alkol çare oluyor. Ama bilirsin. Ben, sen varken içmezdim. Hem de ağzıma bile almazdım. Şimdi tek dostum ve de düşmanım alkol. Sanki seni unutuyormuşum gibi. Hayır asla. Seni unutmak mümkün mü? Nasıl bir dere yatağını bilmez. Aktığı yer meçhul olsa da. O dereden ben su içmişim. Serinlemişim. Yaz günü buz gibi suyunla serinlemişim.
Sen benim her şeyimsin. Her şey olmak nasıl bir duygu bilir misin? Her şey ve de hiçbir şey. Sen varken her şeydim. Dağları delecek gücüm vardı. Okyanuslar aşacak gücüm. Ama şimdi yoksun. Ve ben her şeyimle beraber hiçbir şeyim. Hiç im. Hiç olmayı hissetmiyorum şu an. Zaten hiçim. Sabah kalkıp bugün yeni bir hayat var diyemiyorum. Çünkü sen yoksun. Sen yoksan yeni bir günün ,hayatın ne anlamı var.? Sensiz geçen bir saniyenin ne anlamı var?.
Şimdi meçhule giden bir gemi gibiyim. Hangi limandasın bilemiyorum. Rüzgar bile yardımcı olamıyor artık. Eskiden yelkenlerime eserdi tatlı tatlı. Şimdi Okyanusun ortasında kaldım. Pusulam sendin. Sende yoksun şimdi. Ne yapacağım ben. Nasıl yaklaşacağım, sığınacağım bir liman bulacağım? Sen benim tek sığınağımdın. Rotası belli olmayan gemiye rüzgarda yardımcı olmazmış. Bana da olmuyor. Rotam sendin. Ama hayat bunu kabul etmedi. Şimdi ben ne yapayım. ?
Biliyorum sen bu yazıyı hiçbir zaman okumayacaksın. Cevabın da yok . Olamaz da. Ama biliyorum, rüyalarına giriyorum. Sen de benim rüyalarımdasın. Ne olur, bana yol göster. Es bana doğru. Seni her halinle sonsuza kadar seviyorum seveceğim de. Ahh keşke yanımda olsaydın da sana son kez de olsa sarılabilseydim. Seni kemiklerini kırarcasına sarabilseydim. Ne olurdu sanki.
Ama nafile. Her şey için çok geç. Seni bana yazan kalem de kurudu, ayıran kalemde. Yeniden yazmamız artık mümkün değil. Ben hiç olmaya mahkumum,denizlerde kaybolmaya mahkumum. Ama sen her şeye değersin. Sevgi denizinde ben boğulurken, sen bilmediğim yollarda yürüyeceksin. Bilmediğim sularda serinleyeceksin.
Ahhh keşke güneş beni anlayabilseydi. O zaman belki sıcaklığı ile cansız bedenimi yok ederdi de ben de sonsuz huzura kavuşurdum.
Uzaklardan bir ses olmani isterdim, bir selam, bir nefes... "Üsüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmani isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarilmani... En karanlik yerinde düslerimin çikip gelmeni isterdim. Kinali bir bahar gibi, umut isigi olmani isterdim hayatima... Gelseydin ve yaslasaydim basimi omuzuna, aglasaydim doya doya ... Geçerdi üsümesi yüregimin, geçerdi üsümesi içimin, kirpiklerimde yagmurlar dumanlanmazdi biliyorum...
Seninle sulari yesil bir irmagin kiyisinda bulusmak, saçlarinin kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin solugundan içmek, sana sarilmak, kucaklamak, uçmak isterdim…
Ama nafile, aramizdaki bütün yollar kapali... Bütün dallar kesik... Yoklugun buz gibi soguk... Üsüyorum... Yüregim de donmus sanki. Gözlerimde... Atesler içinde bedenim... Öyle bir üsüme ki, hiç bir sey isitmiyor artik. Bütün uzuvlarim uyusmus. Ezip geçiyor ruhumu acilar...
Yoksun iste, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor simdi. Kirpikleri kirilan bir zamanin teninde, agrili siirler topluyorum gecelere simdi... Bilirim, sevmek ve özlemek bir atese dokunmaktir; yakmaktir yüregini yanginlarda. Ama ben üsüyorum. Yoklugun buz gibi soguk. Yakacak bir seyimde yok Agliyorum, buza dönüsüyor gözyaslarim Agliyorum, akip gidiyor gözyaslarim çaglayanlara Bakakaliyorum ardindan çaresiz
Ah! bir el olsan dokunsan alnima, oksasan saçlarimi bir anne sefkatiyle.. Geçerdi agrisi basimin, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydin bahçemde, koklasaydim nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydin gözlerime, çekip alsaydin içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasil sevinirdi yüregim, nasil sevinirdi dudagimdaki gelincik, kapimdaki akasya...
Susuyorum artik derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yapragi gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konusmaya, anlatmaya anlasilmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almani yalnizligimi, hicranimi bir tilsimla... Yüregim kanrevan, dikenler acimasiz, ayaklarim kirik kosamiyorum artik doruklara, menzil uzak...
Gel. Yüregim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver. Elim ol, ayagim ol, canim ol... Gecem - gündüzüm ol... Aglayan gözlerim ol her damlada yeniden dogur beni, yeniden dogur umudumu. Her öldügümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özledigimi anlatayim yeryüzündeki bütün canli cansiz varliklara, ne kadar çok sevdigimi ...
Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, siirler sislenmeden... Islenmeden geceler ... Sonra ölüm gelsin...
Yoksun iste, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor simdi.
Sen beni hiç sevmedin ki, lanetlenmiş bir hastalığı saklar gibi seni içimde saklamamı, gözlerinin benim için büyülü bir hapishane olmasını, göz kapaklarımın içine resmini çizmemi, sevdin. Sen beni hiç sevmedin ki, hiç bitmeyen bir kitap gibi sürekli seni okumamı, duygu yüklü bir bulut olarak içimde dolaşmayı, seni her şeyinle sevmemi, sevdin. Yaptığım her şeyi bırakıp kirpiklerini seyretmemi, gördüğüm her şeyi herkesi sana benzetmemi, cennetten gelmiş olmayı ve sürekli bir ay parçasına benzetilmeyi, sevdin.
Sen beni hiç sevmedin ki, bir bakış bir simge bir duruş olmayı, güzelliğini anlatırken sözlerin yetersiz kalmasını, İstanbul gibi kadın olmayı, sevdin. İlk okunduğunda su gibi ezberlenen ve bir daha asla akıldan çıkmayan şiir olmayı, hayallerini yüksek sesle kurmayı ve onların anında gerçekleşmesini, sevdin. Seni sevmek için gözlerinin büyülü sessizliğinde seni beklememi, hayatta tanıdığın bütün kadınların toplamı olmayı, yeryüzünde daha önce hiç kurulmamış cümlelerle sana aşkımı anlatmamı, sevdin. Sen beni hiç sevmedin ki, bir sabah kulağına şiirler fısıldayarak seni uyandırmak istememi, seni ilk gördüğüm andan beri kendimi bir ölü gibi hissetmemi sevdin.
Hayal dünyamın hayal kahramanı olmayı, üç kişilik cehennem bir masada, üç kişilik bir aşk yaşamayı, her fal öncesi tuttuğum dilek olmayı, sevdin. Hayatımın tek gülümseyen yüzü olmayı, sana sanat eseri gibi özenle yaklaşmamı, ufak bir gülüşüne kalbimi ipotek vermemi, sevdim. Sen beni hiç sevmedin ki, sen gidince Mersin in yalnızlaşmasını, yokluğunda büyümemi, yokluğuna alışamamayı, zamanları mesafeleri aşan bir sevgiyle sana bağlanmamı, içimi titretmeyi, sevdin. Kaç kere terk etsek de birbirimizi, aradığımız her şeyi yine birbirimizde bulmayı, güzelliğinden gözümü alamamayı anlatamamayı, giderken bıraktığın gölgene aşık olmamı sevdim.
Sen beni hiç sevmedin ki, uzun hasretin, bitmeyen eksilmeyen bir sevdanın mektubunu yazmamı, çengelli bir iğne gibi seni kalbimde taşımayı, sen yokken sana çiçekler almamı sevdin. Sen yokken sensizliği sevmemi, bana bıraktığın aşk gibi her şeyi yarım yaşamamı, acı çektikçe yazı yazmamı ve olmayan bir aşkın bitmeyen acısını çekmemi sevdin.
Sen beni hiç sevmedin ki, hasretini sahiplenmemi, sensizken yalan dolan şeyler yaşamamı, hayatta en çok seni sevmemi, seni özlememi, her baktığım yuzde seni aramamı, seninle aynı uykuyu uyumak istememi sevdin. Ezberimi bozmayı, herkesin yanmak istediği bir cehennem olmayı, bir sabah "kalbimin bir parçasını koparıp gittiğinden beri" devam eden anlamsız, rahatsız, hasret ve özlem dolu uykumdan uyandırmayı, sevdin.
Sen yokken içimde bitmeyen bir hasreti yaşatmamı, sana olan aşkımdan sayfalarca yazılar yazmamı, sana beyaz bir melek gibi davranmamı sevdin. Sen beni hiç sevmedin ki, her gittiğinde seni sevmeye devam etmemi ve her döndüğünde beni yine aynı aşkla bulmayı sevdin. SEN BENİ HİÇ SEVMEDİN,SENİ SEVMEMİ SEVDİN ....
ZOR OLAN HANGİSİ?
Gitmek mi zor, yoksa kalmak mi?
Kacmak mi zor, yoksa oldugun yerde ruzgara karsi savasabilmek mi?
Veda mi zor, yoksa bir veda cumlesine katlanmak mi?
"Benim Afrika'm" filminde ki bir diyalogdan kalan veda tanimlamasi geldi su an aklima;
"Veda;gidenin cesareti, kalanin ise sabri ile olculur" demisti aktrist aktore... yada aktor aktriste, canlandirdiklari karekter ile!!!
Vedanin gelisi dunden belli degil midir? Aleni bir sekilde goz kirpan alamete neden yurek kapali kalir, zor geldigi icin mi? Zor gelmesi yurekle beraber gozun de kapanmasini mi gerektirir? Goz kapandiginda bilmez mi ki, agriyacak olan yuregi susleyecek olan yine kendi salgisi olan gozyaslaridir!!!
Bir veda edildi, dilde!!! Yurek istememisti ancak dil duramadi... oyununa geldi, gururunun!!! bekleyemedi, gidenin dilinden dokulecek sozcukleri... kirilmisligini katti yureginin kelimelerine... kirdi kendi ile birlikte, birlikteligi!!! Adi bile konmamisti aslinda, daha ufacikti... nazardan korunmasi icin dile dusurulmemisti... emekleme donemine gelebilseydi belki basaracakti yurumeyi!!! cift tarafli istem olmadan , dayanaksiz nasil yuruyebilirdi ki???
Gitmek zor......
Kaçmak zor......
Veda zor.........
Kendi yaptigin seylere katlanmak cok zor... donusu basaramayacagini bilirsin, eylem kendindedir... "Sabir" dileme zamanidir, kendine!!!
Ani kurtarmak kolaydir, onemli olan sonra gelecek olan anlar toplulugudur....
Bir "Elveda" dedi, bu yurek... umarim geceleri uzunluguna uzunluk katmaz... umarim, mutlu olur....
Kırılmıstı bir kere çin vazosu... parcalanmamıstı ama kırılmıstı!!!!
Bir anahtar deliginin ardina gizlenmis cenneti, gozlerinin ovalarina seren kelimelerimi arayacaksin yorgun kagitlarin suskun nefeslerinde.Bulutsuz duslerin, yildizsiz gecelerin ardinda takilip ruzgarlari avuclarinda ciplak denizleri senin gozlerin icin yaktigim satirlarimi ozleyeceksin.Encok yuregine dokundugum "yuregimi" ozleyeceksin.Yuregini yildizlara yaslayip ozlemi demleyeceksin gecenin karanlik caydanliklarinda. Hasretim buyuyecekdamarlarinda , duvarlar dilini yutmuscasina suskunlugun maskesini giyinecek.Beni arayacaksin bensiz cumlelerin sen kokan satirlarinda .Bir sigara daha yakacaksin dumanini daglarin yuksek yamaclarina yolladigin. Kesmyecek bir daha . Kulluklerde oldurdugun sigara izmaritlerinle sonmeyecek hasretim. Seni simdiden ozledigim gibi sende " beni" ozlyeceksin.Her dokunusumda saclarina gelincikleri seren ellerimin kucuklugunu arayacaksin avuc iclerinde.Temmuz gecesi sebebsizce usudugunde titreyen tenine gozlerimi sermemi dileyeceksin. Hasreti kanatip ozleyeceksin.Belkide encok parmak uclarinin usumuslugune gozyaslarimi ateslere rehin verdigim gozbebeklerimi ozleyeceksin.
Bilme buralarda perisan oldugumu..Senli dusuncelere daldigimda, yastigimin gozyaslarimla islandiginida bilme..Senden kalan herseyi kutulara kaldirdim.. Seni hatirlatan.. Senin sevdigin.. Senin bildigin herseyi..Belki dedim.. Belki alisirim yokluguna..Soylesene, mumkunmu.. Aklimda hayalin, kalbimde izin varken alismak yokluguna..Sensiz ictigim kolanin tadi yok bunuda bilme! Her gece kan ter icinde uyaniyorum, sen yoksun diye isyanlar ediyorum.. Bunuda bilme..Simittende, simitcilerdende nefret ediyorum artik.. Bunuda bilme..Sensiz oluyorum ben.. Anliyormusun..Bunuda bilme!
Sildim..
Bugün beş itibariyle sildim her şeyi..
Her..ve Şey Hayatımda her olup şeyleşerek yok oldun sen
Çok değil bugün..
Evet evet dört saat önce..
Tıpkı senin yaptığın gibi..
Sebepsiz bir dört saatin sonunda sildim tüm resimlerini
Seni attım kalbimden ..
At_tım?..
Yalan söyleyemem..
Atmadım ama başlangıcı yaptım..
Dörtlü saatler ardına sakladığın cesaretini buldum ve ben o cesaretle yok ettim senli geçmişimin son izlerini..
Hatıralar kalsın bir yerlerde derken ve ağlarken delice Sildim
Bugün beş itibariyle her şeyi sildim
Her ve Şey..
Hayatımda her olup şeyleşerek yok olmayı başaran ilk insan..
Seni dörtlü saatlerin ardından..
Tıpkı senin gibi..
Tıpkı yaptığın gibi..
Aniden ve sessiz terk ettim Dörtlü saatlerin ardında bıraktım seni.. Senin yaptığın gibi...
|